Yapay zekâyla üretilen videolara bir süre dikkatli baktığında, sahteliği hemen ele veren iki şey vardı. Klibin ne kadar kısa kaldığı ve karakterin nasıl yavaşça başkasına dönüştüğü. Bir yüz oluşturuyorsun, birkaç saniye izliyorsun ve o yüz artık aynı kişi değil. Küçük değişiklikler üst üste biriktikçe karakter tanınmaz hale geliyor. Uzun süre bu iki sorun birbirini besledi: video kısa kalmak zorundaydı, çünkü uzadıkça kayma başlıyordu. Şimdi ise ikisi de büyük ölçüde kapanmış durumda ve bu, yapay zekâ videosunun geldiği yeri anlamak için iyi bir başlangıç.

Ne oldu?

Uzun süre yapay zekâ videosunun asıl sınırı uzunluktu. Klipler kısa kalıyordu, çünkü süre uzadıkça görüntünün tutarlılığı bozuluyordu. Birkaç saniyeyi geçince yüzdeki detaylar dağılmaya, sahne kendi içinde çelişmeye başlıyordu. Bu yüzden herkes videoyu kısa tutuyordu; kısa tutmak, sorunu görünmez kılmanın en kolay yoluydu. Bir kişiyi yalnızca üç dört saniye gösterirsen kaymayı fark etmesi zor olur. Ama hikâye anlatmak, bir sahneyi yaşatmak istediğinde bu süre yetmiyordu. Artık hem daha uzun klip üretilebiliyor hem de o klip boyunca karakter kendisi kalabiliyor. Eski sınırın kalkması, yalnızca daha uzun değil, daha tutarlı video demek.

Nasıl çalışıyor?

Mesele aslında bir hafıza meselesi. Video üretimi kare kare ilerlerken, sistemin bir önceki karede kimin ve neye benzediğini hatırlaması gerekiyor. Eğer her kareyi neredeyse sıfırdan çiziyorsa, minik sapmalar birikiyor ve sonunda tanıdık yüz kayboluyor. Karakteri sabit tutmanın yolu, üretim boyunca aynı kimliği bir referans gibi taşımak ve her yeni kareyi ona göre hizalamaktan geçiyor. Böylece saniyeler geçse de göz aynı kişiyi görmeye devam ediyor. Bu hizalama olmadığında her kare kendi başına makul görünebilir; ama arka arkaya dizildiklerinde ortaya sürekli değişen bir yüz çıkıyor. Tutarlılığı sağlayan, tek tek karelerin güzelliği değil, aralarındaki bağın korunması.

İlginizi Çekebilir:  Kategori savunması nedir? Kâğıt öldü de her kâğıt mı öldü?

“Kayması” ne demek?

Buradaki kayma, üretim sürdükçe karakterin kimliğini koruyamaması demek. Tek bir karede her şey yerli yerinde görünebilir; sorun zamanla ortaya çıkıyor. Yüzün oranları, bakışı, çizgileri azar azar oynuyor ve bu küçük oynamalar toplandığında ortada bambaşka biri kalıyor. Kayma ani bir bozulma değil; sessiz, kademeli bir sürüklenme. Tam da bu yüzden fark etmesi de zor, düzeltmesi de. Bir yerde patlayan belirgin bir hata olsa yakalardın; ama kayma her karede biraz ilerlediği için, ancak başa dönüp baktığında ne kadar uzaklaşıldığını görüyorsun.

Neden önemli?

Çünkü bir karakteri gerçekten anlatıya sokabilmek için onun aynı karakter olarak kalması şart. Kayan bir yüzle hikâye anlatılmaz; izleyici kime baktığını bilemezse bağ da kurulmaz. Uzunluk ve tutarlılık birlikte çözülünce, yapay zekâ videosu tek tek gösterişli sahnelerden çıkıp sürdürülebilir bir anlatıya doğru gidiyor. Kısa, kopuk gösterilerden, baştan sona tanıdık bir karakterin taşındığı sahnelere geçiş bu. Kayan yüzlerle dolu bir video hep bir gösteri olarak kalır; oysa aynı karakteri saniyeler boyunca taşıyabilen bir video, artık bir sahne anlatabilir. Bir üretimin ne kadar olgunlaştığını anlamak istiyorsan basit bir soru yeter: karakter baştan sona aynı kişi kalabiliyor mu? Kalabiliyorsa, en zor kısımlardan biri çözülmüş demektir. Bundan sonrası, kaymanın kalktığı bu zeminin üstüne daha uzun, daha bağlı hikâyeler kurmakla ilgili. Yapay zekâyı Türkçe takip etmek için buradasın.