LinkedIn’e yeni bir buton geliyor: yapay zekâ çöpü. Artık bir gönderiyi beğenmek ya da paylaşmak gibi, onu yapay zekâ çöpü diye de bildirebileceksin. Kulağa sert geliyor ama arkasında ciddi bir sayı var. Uzun gönderilerin yüzde kırk biri tamamen yapay zekâ çıktısı. Bunun adı yapay zekâ çöpü.
Ne oldu?
LinkedIn kullanıcılarına bir gönderiyi yapay zekâ çöpü olarak bildirme imkânı geliyor. Yani bir paylaşımın altına girip, bu içeriğin yapay zekâ tarafından üretilmiş ve değersiz olduğunu işaretleyebileceksin. Bu buton tek başına küçük bir detay gibi dursa da, platformların içerik konusunda bir soruna işaret etmeye başladığını gösteriyor.
Nasıl çalışıyor?
Rakamlar durumu net anlatıyor. Bir milyon gönderi tarandı ve sonuç şu: LinkedIn’de uzun gönderilerin yüzde kırk biri tamamen yapay zekâ çıktısı. X’te bu oran yüzde yirmi beş, Reddit’te yüzde on. Yani özellikle LinkedIn gibi yerlerde karşına çıkan uzun metinlerin neredeyse yarısı bir insan tarafından değil, bir modelin kalemiyle yazılmış olabiliyor. Buton da tam bu yığının içinde kullanıcıya bir işaretleme yolu veriyor.
“Yapay zekâ çöpü” ne demek?
Tarifi şu cümlede: bol ve bedava olan şey ucuzlar, dikkat de öyle. Üretmek bedava, okunmak değil. Yapay zekâyla içerik üretmek neredeyse hiçbir maliyet istemiyor, dolayısıyla ortalık bu içerikle doluyor. Ama bir şeyin bol ve bedava olması onu değerli yapmıyor, tam tersine ucuzlatıyor. Yapay zekâ çöpü de işte bu ucuzlamış, bol miktarda üretilmiş ama okunmaya değmeyen içeriğe verilen ad.
Neden önemli?
Çünkü asıl kıt olan şey içerik değil, dikkat. Üretmek bedava olduğunda ortalık metinle dolar, ama insanların o metinlere ayıracağı ilgi sınırlı kalır. Bol olan ucuzlar; dikkat de bu bollukla birlikte değerini korumaya çalışır. LinkedIn’in bir şikâyet butonu koyması, platformların da bu dengeyi fark ettiğini gösteriyor. Sorun içeriğin azlığı değil, değersiz içeriğin çokluğu.
Bir milyon gönderilik tarama şunu söylüyor: LinkedIn yüzde kırk bir, X yüzde yirmi beş, Reddit yüzde on. Üretmek bedava, okunmak değil. Yapay zekâ çöpü kavramı da tam bu gerçeğin üstüne oturuyor.